|
Alacaklı
İstanbulun eski devirlerinde
azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa müslüman bir
tüccardan borç alır ve bir türlü ödemez. Haftaya, yok öbür
haftaya derken bizimkini oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob
Efendinin kapıya dayanır borcunu ödemesini ister. Öderdin
ödemezdin derken bizimkinin kafası bozulur açık pencereden
uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi güzel
düzmeye.
O sırada pencereden öğle namazı için salına salına camiye
giden imami gören Jacob efendi eli yüzü kan ter içinde,
telaşla bağırır imama
-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi vakti
geçmek uzeredir. Okuyasin hemen su ezani.
İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob Efendiye
seslenir.
- Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden. Müslüman
olmadığına göre sana ne ezan vaktinden ?
Jacob efendi zar zor cevap verir:
-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir icimizde bir
parcacik muslumanlik !!!
Oruç
Ataist bir adam bir gün ormanda
geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş 'Evrim ne
güzellikler yaratıyor!diye düşünüp mest oluyormuş birden
arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış
Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında
ayının daha olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir
kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı
adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya
hazırlanırken adam "ALLAHIM! diye bağırmış. bir anda zaman
durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda
orman karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine
parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
"Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya
bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni
sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş.
Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri
olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR
yapabilirmisin." demiş
SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.Nehir
tekrakmaya baslamış herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini
indirmiş, iki pençesinide göge doğru çevirmiş, ve konuşmaya
başlamış;
"ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana
verdiğin nimetlere.
İmam , Papaz Ve Hamam
Bir imam, bir haham ve bir papaz
ormanda geliyorlarmış. Bir gölün kenarına gelmişler. Hava
sıcak mı sıcak. Bakmışlar çevrede de kimse yok, soyunup göle
girmişler. Çıktıklarında bir bakmışlar ki kıyafetleri ortada
yok. Aramışlar taramışlar ama bir türlü bulamamışlar. Sonunda
haham "Benim evim ormanın içinde, biraz ileride. Benim eve
gidelim, ben size giyecek bir şeyler veririm" deyince beraber
ormanın içinde anadan üryan hahamın evine yürümeye
başlamışlar. Tam eve yaklaştıkları sırada bir grup kadın
belirmiş. Kaçacak biryerde yok. Papaz hemen şeyini kapatmış.
Haham da hemen şeyini kapatmış iki eli ile. İmam ise yüzünü
kapatmış. Kadınlar geçtikten sonra hahamla papaz imama neden
şeyini kapamadığını sormuşlar. İmam "Sizi bilmem ama benim
cemaatte beni yüzümden tanırlar, demiş."
|